BEFORE SUNRISE

“Ben şuna inanıyorum: Eğer bir çeşit tanrı varsa, bu bizim içimizde olamazdı, ne senin ne de benim, ama sadece şu aramızdaki küçük mesafede olurdu. Eğer bu dünyada büyü diye bir şey varsa, bu başka birinin seninle paylaştıklarını anlama çabası olmalıdır. Biliyorum, bunu başarmak neredeyse imkânsız, kim umursar ki? Ama cevap çaba göstermek olmalıdır.” – Celine (Julie Delpy)

before sunrise doyasiyagez4

Hiç “mükemmel” bir gün geçirdiniz mi? Yanınızda sadece sevdiğiniz kişinin olduğu, yabancı bir şehirde, size tamamen yabancı bir toplulukta hayattan soyutlanarak, zaman ve mekan kavramını hiçe sayıp sadece anı yaşadığınız bir gün hayal edin. Kim var yanınızda, hangi şehirdesiniz ve ne yapıyorsunuz ?

Richard Linklater’ın romantiklere en büyük cevabıdır “Before Serisi”. Filmi ilk izlediğim zamanı çok iyi hatırlıyorum. Bana çok benzer bir hissi veren o özel kadını ve o yabancı şehri hafızamın derinliklerinden çıkarıyorum. Evet, ben de yaşadım o “mükemmel” günü ve büyük ihtimalle siz de…

Bir genç erkek ve bir genç kadın düşünün. İkisi de yirmi üç yaşında, biri katı Hıristiyanlığı ile ünlü Teksas’da doğmuş, büyümüş fakat doğduğu yerin tabularını yıkarak edebiyatı bir tutku haline getirmiş bir genç; diğeri sanat ve felsefenin kalbi Fransa’da doğmuş, Amerika’da ve İngiltere’de eğitim görmüş bir yüksek lisans öğrencisi… Hikayenin nereye gideceğini anladınız mı?

Yolcuğumuz Budapeşte – Viyana treninde, 40’lı yaşlarında Alman bir çiftin kavgasıyla başlıyor. Bu kavga vesilesiyle tanışan Jesse ve Celine önce beraber yemek yiyor, sonra ise çılgınca bir hareketle ertesi sabaha kadar Viyana’yı baştan aşağıya dolaşma kararı alıyorlar.

 

“Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.” –Jesse (Ethan Hawke)

before sunrise doyasiyagez3

Filmin akışı genel olarak çiftin Viyana sokaklarında dolaşması; sanat, felsefe, din ve insan hayatına dair oldukça zengin sohbet etmesi şeklinde geçse de karakterlerin hayatlarında daha derine indikçe aslında her ikisinin de ne kadar romantik ve bir o kadar da yaralı olduklarını keşfediyoruz. Yetişme bakımından birbirinden zıt olan iki insanın aslında ne kadar da birbirini tamamladığını anlıyoruz.

14 saat süren romantik ve macera dolu serüvende iki genç birbirine sımsıkıya bağlanıyor. Ama saat ilerledikçe gerçek hayatın farkına daha fazla varmaya başlıyorlar. Sabah olduğunda ayrılmak zorunda oldukları gerçeği yüzlerine vuruyor ve 23 yaşının verdiği tatlı aptallıkla birbirlerinin telefon ve adreslerini almayıp, ayrıldıkları günden 6 ay sonrasında aynı istasyonda, aynı peronda buluşma kararı veriyorlar. Biri Amerika’dan uçakla gelecek, diğeri ise Paris’ten trenle…

before sunrise doyasiyagez2

Sizce birbirlerine verdikleri sözü tutacaklar mı ? Bu sorunun cevabını, birkaç gün sonra serinin ikinci filmi olan “Before Sunset” in incelemesiyle vereceğim . Bu süre zarfında sadece ilk filmi izleyenlerin veya izlemeyip de bu yazıyı okuyanların düşüncelerini yorum olarak görmek isterim. İçinizdeki romantiği konuşturun.

*Bu yazı, yazarın onayı olmaksızın izinsiz olarak ve kaynak belirtmeden paylaşılamaz, alıntı yapılamaz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir